Page 7 - TURKISH INFINITIVES and ENGLISH INFINITIVES or ENGLISH GERUNDS - YUKSEL GOKNEL
P. 7

INFINITIVES or GERUNDS

            Bahçe-de çalış-mak yerine tenis oyna-dı-ık.
                  infinitive (noun)           postp
                         postp phrs (adverbial)
            (bah*çe*de / ça*lış*mak / ye*ri*ne / te*nis / oy*na*dık ↷)
            We played tennis in the garden instead of work-ing.

            Okul-a git-mek yerine sinema-/y/a git-ti-ler
            (o*ku*la / git*mek / ye*ri*ne~/ si*ne*ma*ya  / git*ti*ler ↷)
            They went to the cinema instead of go-ing to school.

            The same [mek, mak] allomorphs are also used before “için” postpositions
            to express purpose:

            Ev ödev-im-i tamamla-mak için sabah-leyin erken kalk-tı-ım.
            (e*vö*de*vi*mi / ta*mam*la*mak / i*çin~/ sa*bah*le*yin / er*ken / kalk* tım ↷)
            I got up early to complete my homework.  (“To complete” is an infinitive that func-
            tions as an adverb.)

            The functions of English infinitives are of three kinds; some of them are
            adverbal, some others are nominal, and some others are adjectival:

            Yepyeni bir araba al-mak için para biriktir-iyor-uz. (Adverbial)
            (yep*ye*ni  / bir / a*ra*ba / al*mak / i*çin / pa*ra / bi*rik*ti*ri*yo*ruz ↷)
            We are saving money to buy a brand new car. (“To buy” is an adverbial inf.)

            Onlar-ı gör-mek için pencere-den bak-tı-ım. (“Görmek için” is an adverbial.)
            (on*la*rı / gör*mek / i*çin ~/ pen*ce*re*den / bak*tım ↷)
            I looked out of the window to see them. (“To see” is an adverbial infinitive.)

            O/n/u bitir-mek için zaman-a ihtiyaç-ımız var. (Adverbial)
             (o*nu / bi*tir*mek / i*çin ~/ za*ma:*na / ih*ti*ya:*cı*mız / var ↷)
            We need time to finish it. (“To finish” is an adverbial infinitive.)

            Cumhurbaşkanı-/n/ı gör-mek için herkes ayak-a kalk-tı. (Adverbial)
            Everybody stood up to see the president. (“To see” is an adverbial infinitive)

            Yabancı dil öğren-mek için çok çalış-mak zorunda-sın. (Adverbial; nominal)
            (ya*ban*cı  / dil / öğ*ren*mek / i*çin~ / çok / ça*lış*mak / zo*run*da*sın ↷)
            You have to study hard to learn a foreign language. (Nominal and adverbial)

            Ben-i anla-mak için dikkat-le dinle. (The “infinitives + için” is adverbial.)
            (be*ni / an*la*mak / i*çin ~/ dik*kat*le / din*le ↷)
            Listen carefully to understand me. (“To understand” is adverbial.)



                                              7
   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12